OSMANLI’DAN CUMHURİYET’E ULUS İNŞASI POLİTİKALARI İttihatçılık - Kemalizm ve Kürtler
“Ulus-devlet için devlet hazırdı. Ama ulus yoktu.
”Bir imparatorluk çözülürken yalnızca sınırlar ve yönetim biçimleri değişmedi; insanlar, kimlikler ve birlikte yaşama biçimleri de yeniden tanımlandı.
Yavuz Sultan Selim dönemindeki Kızılbaşlara yönelik katliam ve baskılardan Simko hareketine; Koçgiri, Şeyh Said ve Ağrı isyanlarından Dersim Katliamı’na uzanan tarihsel çizgi, Osmanlı’nın son döneminden Cumhuriyet’e taşınan siyasal ve toplumsal gerilimlerin farklı biçimlerini ortaya koyuyor.
Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan süreç, çok kimlikli ve çok dilli bir imparatorluk düzeninden merkezi bir ulus-devlete geçişin hikâyesiydi. İttihat ve Terakki ile güçlenen merkezileşme ve Türkçülük arayışları; savaşlar, nüfus hareketleri ve siyasal kırılmaların içinden geçerek Cumhuriyet’in kuruluş dönemine taşındı.
Bu dönüşümün en çetin meselelerinden biri Kürtlerin yeni devlet içerisindeki konumuydu. Birinci Meclis’ten Lozan’a, 1924 Anayasası’ndan Şark Islahat Planı’na ve sonraki iskân ve asimilasyon politikalarına uzanan süreç, yalnızca bir devletin nasıl kurulduğunu değil, farklı kimliklerin bu yeni düzen içerisinde nasıl yeniden tanımlandığını da gösteriyor.
Birlik nasıl kuruldu ve bu birlik kurulurken kimler, neler ve hangi kimlikler dışarıda bırakıldı?
Kitap, İttihatçılıktan Kemalizm’e uzanan siyasal mirası ve ulus-devlet inşasının toplumsal sonuçlarını Kürtler ve farklı kimliklerin yaşadığı tarihsel dönüşüm üzerinden ele alıyor.
Çünkü bir dönemi anlamak, yalnızca neyin değiştiğine değil; neyin değiştirilmek istendiğine ve bu dönüşümün kimler üzerinde nasıl bir sonuç yarattığına bakmayı gerektirir.